Prof. Dr. Seyfettin Gürsel: Para politikası saplantı derecesine varan bir ısrarla rayından çıkartıldı

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, yurttaş açısından en can yakıcı sorunun geçim olduğuna dikkat çekerek “Yüksek gıda enflasyonu ile adeta çıldıran kira enflasyonu ücretleri eritti” dedi.

Enflasyonun hâlâ yüzde 50’de ve iktisat politikalarına güven olmadığından fena halde katılaşmış durumda olduğunu anlatan Gürsel, “Yeni iktidar büyük bir bütçe açığını devir alacak. Bu açığın kısa sürede azaltılması zor ama en azından artırılmaması gerekiyor” diye konuştu. Prof. Dr. Seyfettin Gürsel ile ekonomideki son gelişmeleri konuştuk.

  • Enflasyonda beklenen düşüş yok. Piyasa faizi yüzde 50’yi aştı. Dış ticaret rekor seviyede açık veriyor. Ekonomide Türkiye modelinin geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye ekonomisi çıkmaz yolda. Bu kanaate yeni varmış değilim. Uzunca süredir böyle düşünüyorum. Asaf Savaş Akat ile birlikte derlediğimiz kitaba yaklaşık 1.5 yıl önce “Türkiye ekonomisi çıkmaz yolda” başlığını koymaya karar vermiştik. Kitap geçen hafta “Çıkmaz Yol: Dünden Yarına Türkiye Ekonomisi” başlığı ile yayımlandı.

GÜVEN YERLE BİR OLDU

Türkiye ekonomisi çıkmaz bir yola iktidar tarafından adım adım sokuldu. Kaynaklar verim artırıcı teknolojileri geliştirmeye yöneltileceğine rant ekonomisine yığıldı. Dışa açık, uluslararası mal ve finans piyasaları ile bütünleşmiş ekonomilerin yerleşik ve sınanmış kuralları terk edildi. Yerine akılcılık hatta izan ile açıklanması zor yeni kurallar getirildi. Aslında bunlar kural sıfatını da hak etmiyorlar ya, neyse.

Para politikası saplantı derecesine varan bir ısrarla rayından çıkartıldı. Piyasalarda sorunlar baş gösterdikçe sermaye hareketleri serbestliğine bazen yasal bazen aba altından sopa gösterilerek büyük ölçüde son verildi. Daha vahimi Merkez Bankası, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, kamu bankaları gibi devletin temel ekonomi kurumları adeta iğdiş edildi ve işlevlerini yapamaz hale geldiler. Sonuçta gerek yerli gerek yabancı ekonomik aktörlerin Türkiye ekonomisine ve yönetimine güveni yerle yeksan oldu.

Gelinen nokta ortada: Türkiye’nin ekonomik göstergeler tablosunda çok sayıda kırmızı ışık yanıyor.

İŞSİZLİK YÜKSELECEK

  • Bu kırmızı ışıklar hangileri?

Enflasyon hâlâ yüzde 50’de ve iktisat politikalarına güven olmadığından fena halde katılaşmış durumda. Dış ticaret açığı şubat ayında yıllık 98 milyar dolara ulaştı. Bir yıl önce 40 milyar dolardaydı. Cari açık 55 milyar dolara yükseldi. Bir yıl önce 15 milyar dolardı. Açığın finansmanı giderek gizemli bir hal aldı. Net hata noksan kalemi bir yıl önce 3 milyar dolardı şimdi 25 milyar dolar. Yani cari açığın neredeyse yarısı kaynağı belli olmayan döviz girişi ile karşılanmış. Geçen yılın ikinci yarısında ekonomik büyüme yüzde 4’ün altına geriledi ve tahminler halen bu düzeyde olduğunu söylüyor. 2021 yılının yüksek büyüme ve istihdam artışı sayesinde yüzde 10’a kadar düşen işsizlik oranı yükselme işaretleri veriyor.

EN BÜYÜK SORUN GEÇİM

  • Şu anda Türkiye ekonomisinin yaşadığı en can yakıcı problemler nelerdir, yurttaşı nasıl günler bekliyor?

Vatandaş son dört yıldır zaten zor günler yaşadı halen de yaşamaya devam ediyor. Vatandaş açısından en can yakıcı sorun geçim sorunu. Yüksek gıda enflasyonu ile adeta çıldıran kira enflasyonu ücretleri eritti. Türkiye ekonomisi çıkmaz yola sapmadan önce ücretlerin milli gelir içindeki payı yüzde 34 civarındaydı yüzde 26’ya indi. Yüksek girdi enflasyonu nedeniyle esnafın ve çiftçinin gelirleri de erimiş durumda. Düşük gelirli kesimlerde yoksulluk dört yıl öncesine göre arttı. Bundan önce orta gelirliler konut ve araba alabiliyorlardı. Konut fiyatları pek çok kentte 3-4 katına çıktı. Arabalar da artık çok pahalı. Bırakın orta gelirlileri, orta üst gelirli kesimler bile bu temel ihtiyaçlara ulaşamaz hale geldi. İşsizlik de bir diğer yakıcı sorun. 3.5 milyon açık işsiz hiç de az değil. Üstelik bölgeden bölgeye de büyük farklılık gösteriyor. Örneğin Güneydoğu’da işsizlik oranı yüzde 30 civarında. Yüksek öğrenimli kadınlarda da işsizlik son birkaç yılda çok yükseldi.

  • Yaşanan derin ekonomik krizden çıkış için seçimden sonra gelecek iktidar nasıl bir ekonomik politika izlemeli, bu politikanın faturası ne olur?

Seçimde gerçekleşme ihtimali yüksek iki seçenek var: Birincisi Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olur, TBMM’de de geniş muhalefet çoğunluğu kazanır. İkincisi Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olur ama TBMM’de çoğunluğu Cumhur İttifakı kazanır. Birinci durumda ekonomik kurumlar temel işlevlerine geri kavuşturulacak, güven yeniden tesis edilecek, sabit sermaye yatırımları ile doğrudan yabancı sermaye ve portföy yatırımları canlanacak, Türk Lirası değerlenmeye başlayacak. Bu koşullarda enflasyon düzenli bir şekilde düşüşe geçecek. Bu işin kolay tarafı ama riskler de barındırıyor. Merkez Bankası faizleri hızla yükseltirse TL kısa sürede aşırı değerli hale gelebilir. Bu ihracat ve cari açık açısından hiç iyi olmaz. Yeni ekonomi yönetimi tedavinin dozunu çok iyi ayarlamak zorunda.İşin zor tarafını altılı masanın gelirler ve sosyal destekler konusunda yaptığı vaatler oluşturuyor. Bu vaatlerin acil bir şekilde yerine getirilebilmesi olanaksız çünkü yeterli kaynak yok. Yeni iktidar büyük bir bütçe açığını devir alacak. Bu açığın kısa sürede azaltılması zor ama en azından artırılmaması gerekiyor. Tüm vaatler kısa sürede yerine getirilmek istenirse makroekonomik dengeler daha beter hale gelebilir.

  • Ya ikinci durumda?

İkinci durumda dizginler tek elde olmayacak. Cumhurbaşkanı hükümetinin işi de bir hayli zorlaşacak. Ekonomi politikaları yine sorunsuz uygulanır ama sosyal politikalar yasama gücü gerektirdiğinden kanun hükmünde kararnameler ile ancak kısmen uygulanabilir. Bu durumda seçimlerin birkaç yıl sonra yenilenmesi zaruret haline gelebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir